Aralıklı açlık diyeti nedir? Aralıklı açlık diyeti sağlığa zarar verir mi?

Aralıklı açlık diyeti nedir? Aralıklı açlık diyeti sağlığa zarar verir mi?

25 Ekim 2018 0 Yazar: admin

Son zamanlarda adını sıklıkla duymaya başladığımız aralıklı açlık diyeti çok merak edilen konuların başında geliyor. Aralıkla yapılan açlık diyetlerinin son yıllarda hız kazandığını belirten diyetisyen Selahattin Dönmez, uygulanması gereken yöntemleri ve yapılmaması gerekenleri anlatıyor.

Son 5 yılda vücudu dinç tutma, hastalıklardan korunma ve daha çok zayıflama amacı ile “intermittent fasting” adı ile daha çok tanınan 5:2 diyeti; yani haftanın 5 günü normal, 2 günü çok az yemek yeme ya da 8:16, yani günün 16 saat gibi uzun bir süresinde aç kalıp 8 saat gibi kısa süresinde çok az yemek gibi genelde oruç tutma mantığı ile uygulanan diyetler sıkça kullanılmaya başlamıştır.

Bazı araştırmalar oruç temelli bu beslenme çeşitlerinin kilo kontrolünde ve bazı hastalıklardan korunmada etkili olabileceğini belirtmektedir.

Özellikle, araştırmalar zaman zaman kısıtlı beslenmenin ve aralıklı açlığın kilo yönetimine yardımcı olmasının yanında kardiyovasküler hastalık riskini azaltabileceğini ve kan şekeri kontrolünü iyileştirebileceğini ileri sürmektedir.

Bu iddialar varken ve toplumda birçok kişi bu diyetleri uygulayarak zayıflamada başarı sağladığını açıklarken 2018 Ağustos ayında Avrupa Endokrinoloji Derneği’nin yıllık toplantısında bir grup bilim adamının yaptığı bir araştırma bilim camiasına bomba gibi düştü.

Endokrinoloji doktorlarının yaptığı araştırma ile açlık diyetlerinin zayıflatabildiği ama insülinin vücuttaki yararlı etkisinin azaltmasına neden olarak diyabet hastalığı riskinin artmasına neden olabileceğini ortaya koydu.

Bu deneysel araştırmada 5:2 aralıklı açlık diyetini uygulayan sağlıklı kişilerin, 3 aylık izlemleri sonrasında kişilerin az yemeye alıştıkları, zayıflayabildikleri; ancak zayıflarken karın iç yağ dokusunda azalma değil artmanın oluştuğunu, vücudun diğer yerlerinden yağın azalabildiğini, insülin salgılayan pankreas hücrelerinin hasara uğrayarak diyabet risklerinin ortaya çıktığını buldular.

NEDİR BU ARALIKLI AÇLIK DİYETİ?

Aralıklı açlık, aslında yeni bir kavram olmayıp tarihi 1945’lere dayanmaktadır. Aralıklı açlığın en önemli kuralı, öğün tüketimlerinin 8 saatlik bir süre içerisinde gerçekleştirilmesi ve geriye kalan 16 saatlik zaman diliminde hiçbir şey yenmemesidir. Bu kural çerçevesinde birçok oruç temeline dayalı açlık diyet çeşitleri bulunmaktadır.

Alternatif tek öğün beslenme, haftada 2 gün kalori azaltmak, ayda 3 gün oruç tutmak ya da gece başlayan 14 saatten uzun açlık yöntemleri bunlardan bazılarıdır

ARALIKLI AÇLIK DİYETİ ÇEŞİTLERİ
Alternatif Tek Öğün Beslenme (24 Saat Açlık):

Bu tip beslenmede, normalde 3 öğün tüketirken 24 saatte sadece bir öğün tüketilir. Örneğin; ilk gün 20:00’a kadar normal beslenilir. Son öğünü tükettikten sonra ertesi gün 20:00’a kadar hiçbir şey yenilmez. 24 saat sonra saat 20:00’da tekrar tek öğün beslenilip gün tamamlanır. Yani 24 saat açlık durumundan sonra 24 saat tokluk ilkesine dayanan bir beslenme modelidir.

Aralıklı Beslenme:

Gün içerisinde sadece belirlenen 8 saat içerisinde beslenilebilen bir yöntemdir. Burada dikkat edilmesi gereken şey; 8 saat dışında su, çay, kahve gibi sıvılar harici herhangi bir besin alımının olmamasıdır.

5:2 Yöntemi:

Dr. Michael Mosley’in geliştirdiği bir oruç diyeti olan 5:2 yönteminde, 5 gün boyunca toplam enerji harcaması kadar kalori alınır, yani dengeli beslenilir. Diğer 2 günde ise kadınlar 500 kalori, erkekler 600 kalori ile beslenmelerini sınırlandırır. Ayrıca bu diyetlere ek olarak egzersiz yapılması da tavsiye edilmektedir

ARALIKLI AÇLIK DİYETLERİNİN ETKİ MEKANİZMALARI NELERDİR?

Aralıklı açlık diyetlerinin sirkadiyen ritim, bağırsak mikrobiyomu ve değiştirilebilen yaşam tarzı faktörleri (diyet, aktivite, uyku) üzerindeki etkileri ile metabolik düzenlemeye yardımcı olduğu düşünülmektedir.

Vücudun sirkadiyen ritimleri, hipotalamusun merkezi saati tarafından kontrol edilir. Organlar, besin kaynağına karşı duyarlıdır ve besin alımının kısıtlanması bu saat ritimlerini sıfırlayabilir. Beslenme ile karaciğerde glikojen, kolesterol, safra asidi sentezi; pankreasta insülin sentezi; yağ hücrelerinde yağ asidi depolanması; kasta glikojenin glikoza yıkılması artmaktadır.

Açlık ve uyku sırasında ise; karaciğerde glikojen yıkımı; pankreasta glukagon sentezi; yağ hücrelerinde yıkım; kasta da oksidatif metabolizma artar. Bu yüzden uzun süreli açlık dönemleri oluştuğunda glisemik kontrolün sağlanması, kan kolesterol değerlerinin düşmesi ve yağ yakımının artması beklenmektedir.

Oruç diyetleri, beslenme, fiziksel aktivite ve uyku gibi değiştirilebilir yaşam tarzı faktörlerini de etkiler. Çünkü; çoğu oruç diyeti, beslenme için mevcut toplam süreyi azalttığından genel enerji alımını azaltır. Değiştirilebilir yaşam tarzı faktörlerinin etkisi sonucunda da sirkadiyen ritimdeki düzenlemeler ile doygunluk hissinde artma, daha iyi bir uyku kalitesi ve dinlenme metabolizma hızında ortalama %5 artma gözlemlenir.

Bu kısa süreli gözlenen olumlu değişikliklerdir. Oruç gibi çok uzun süre uygulanmayan ve yaşam koşullarına kolay adapte edilemeyen bu beslenme şekillerinin, uzun süre uygulama sonuçları açık olmadığından bu yarar, sonradan farklı bir zarar etkisi ortaya çıkarabileceği tartışılan en önemli nokta olarak sırrını korumaktadır.